Nurullah Yiğit
tutar şimdi
gecenin yasını
yaşlanmış göğsünde
ve titretir dünya sazının
eskimiş neşesini
erimiştir “aşk”ı karşısında
mumyalanmış ışıklar.
gezinir ruhunun
temizlenmiş köşelerini
öykülerini burada yazar.
yüzsuyunu akıtır
acı giyinmiş notalar üstüne
karaltıları bir kibrit çöpüyle
aydınlatır.
ne çok dik ne çok eğri
kalemini böyle tutar
bilinsin istemez
henüz dokunulmamış
yanardağ gibi sırrı.
kalemi gibi sırrını da sıkı tutar.
yaslanır gecenin paslanmış yastığına
uzanmak istemez, yaşlıdır çünkü
yüzü hüzünlüdür

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder